sol dikey -->

Sol Dikey - 2 -->

gazeteturkh@gmail.com -->

Handan Börüteçene- Kendime gömülü kaldım sergisi 3 aralık'ta arkeoloji müzesi'nde

27 Kasım 2014 Perşembe 08:57
Bu haber 333 kez okundu

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ve UniCredit işbirliğiyle düzenlenen Handan Börüteçene’nin Kendime Gömülü Kaldım adlı sergisi, 3 Aralık 2014 – 31 Aralık 2014 tarihleri arasında İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde yapılacak. Serginin doğum yazısında İstanbul’u “Gönlüm kırık… Her yerinden kırık, paramparçayım, her parçam bir başka yerde… Savrulup durmaktan yoruldum” diye anlatan Börüteçene, bu sergiyle İstanbullular’ı şehirlerine sahip çıkmaya çağırıyor.

Handan Börüteçene- Kendime gömülü kaldım sergisi 3 aralık'ta arkeoloji müzesi'nde
Börüteçene’nin bu çalışması ilk defa Kendine Gömülü Bizans adıyla, 1999 yılında Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından düzenlenen Akdeniz’in Mor Bin Yılı Sergisi’nde sergilendi. Daha sonra 2007 yılında, bu sefer de Suların Bağladığı/Suların Çözdüğü adıyla Venedik’te Nova Icona, L’Oratorio di San Ludovico ve İl Fenice’de sergilendi, 2008’de ise UniCredit’in Milano’daki merkez galerisinde sanatseverlerle buluştu.2011 yılında Londra Kraliyet Akademisi’nde Suların Bağladığı/Suların Çözdüğü adıyla sergilenmeye, değişerek yaşamaya devam eden yapıt, şimdi  yepyeni bir yerleştirme ve isimle (Kendime Gömülü Kaldım) İstanbul’la buluşuyor.

-“BU ŞEHİR DÖRT YÜZ BİN YILDIR İNSAN KALBİNİN HİÇ DURMADAN ATTIĞI SONSUZ BİR NEFES-“

3 Aralık 2014 – 31 Aralık 2014 tarihleri arasında İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde yer alacak olan Kendime Gömülü Kaldım Sergisi’nde Handan Börüteçene, İstanbul’un hayaletini görünür kılmak için diktiği bir giysi heykel ve bu giysi heykelin çektirdiği hatıra fotoğraflarından oluşan yerleştirmesiyle bugünkü hemşerilerine kendini hatırlatmaya geliyor.Yapıtının doğum yazısında “Bu şehir dört yüz bin yıldır insan kalbinin hiç durmadan attığı sonsuz bir nefes / Hemşerilerim bu sonsuz nefesin belleğinden niye kaçıyorlar bir tür anlamıyorum?”diyen Handan Börüteçene, dünyanın en eski arkeoloji müzelerinden birinin kökleri arasında, bugün İstanbul’da yaşayan insanların tarihle ilişki kurma biçimlerini sorguluyor.

-“BU TOPRAKLARIN ‘KÜLTÜR TORTULARI’NA YENİ BİR YAŞAM ALANI YARATIYOR”-

Doç. Ahu Antmen, serginin katalog metinlerinde Handan Börüteçene’nin yapıtını “Bugün Börüteçene gibi hatırlamayla uğraşan sanatçılar, farklı kaygılarla ve farklı biçimlerde, izleyiciyi aslında yeni bir gelecek bilincine çağırıyorlar. 1970’lerin sonundan bugüne uzanan üretimiyle Türkiye sanat ortamında bellek, arkeoloji, kültür ve tarih kavramlarını alternatif ifade biçimleriyle sorunsallaştıran ilk sanatçı olan Handan Börüteçene, en baştan beri bu yöndeki merakını ısrarla sürdüren bir Mnemosyne”* diye tanımlıyor.Prof. Dr. Engin Akyürek’in sergiyle ilgili görüşleri ise şöyle:“Bu kentin parçalanan, yağmalanarak başka topraklara taşınan, yıkılıp yok edilen kültürel varlığı onun belleğini de zayıflatıyor. Kültürel varlığın bir bölümü unutulmaya yüz tuttu. Börüteçene’nin ‘gezgin’i İstanbul’un binlerce yıllık kültürel birikimi içerisinde Bizans’a ait olan, ancak zaman içerisinde bir kısmı yok olan, bazıları kırılan, parçaları köklerinden sökülerek uzak yerlere taşınan, belleğimizden tamamen silinmeye yüz tutmuş olan yapıtları, bir hacı inancı ve sabrıyla tek tek ziyaret ederek birleştirmeye, kentin silikleşen belleğini yurttaşlarının zihninde diriltmeye girişmiştir. Bu girişimi görselleştiren giysi, bütün bu parçalanmışlığı üstlenerek bu toprakların ‘kültür tortuları’na yeni bir yaşam alanı yaratıyor.”(ANKA)

Yorum Gönder