sol dikey -->

Sol Dikey - 2 -->

gazeteturkh@gmail.com -->

“TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER DEMOKRATİK TOPLUM DÜZENİ İÇİN SINIRLANDIRILABİLİR”

18 Şubat 2012 Cumartesi 17:56
Bu haber 545 kez okundu

BUYURUN CENAZE NAMAZINA... Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklerin, istisnai olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin gerekleri için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabileceğinin altını çizdi. Mahkeme, haklarında dinleme kararı verilmeyen üçüncü kişilerin iletişimlerinin dolaylı olarak dinlenmesinin, iletişimin dinlenmesi tedbirinin uygulanmasıyla ilgili bir zorunluluktan kaynaklandığına dikkat çekti.

“TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER DEMOKRATİK TOPLUM DÜZENİ İÇİN SINIRLANDIRILABİLİR”
-Gerekçede, özellikle teknolojinin sağladığı olanaklardan yararlanarak kamu düzenini ağır bir şekilde ihlal eden ve demokratik toplum düzeninin sürekliliğini tehlikeye sokan örgütlü suçların ve faillerinin ortaya çıkarılmasına yönelik tedbirlerin nihai bir süre ile sınırlandırılmamasının Anayasal bir sorun oluşturmayacağı vurgulandı. 

ANKARA (ANKA) – Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklerin istisnai olarak, özüne dokunmamak koşuluyla, demokratik toplum düzeninin gerekleri için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabileceğini belirtti. Mahkeme, haklarında dinleme kararı verilmeyen üçüncü kişilerin iletişimlerinin dolaylı olarak dinlenmesinin, iletişimin dinlenmesi tedbirinin uygulanmasıyla ilgili bir zorunluluktan kaynaklandığına dikkat çekti. 

Anayasa Mahkemesi’nin Ceza Muhakemesi Yasası’nın 135. maddesinde yer alan ve “hakim veya Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla yaptığı iletişimin tespit, dinlenme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine” izin veren hükmün iptali istemine verdiği ret kararının gerekçesi, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.


Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 135. maddesinin 5353 sayılı yasanın 17. maddesiyle değiştirilen 1 ve 3. fıkralarının iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Davayla ilgili esas incelemesini tamamlayan Yüksek Mahkeme, yasanın iptali istenen hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar vererek, iptal istemlerini reddetti.

“Telekulağa vize” olarak yorumlanan kararın gerekçesinde, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişim, istihbarat toplamak ya da suç işlenmesini önlemek gibi önleyici amaçlarla denetlenebildiği gibi, işlenmiş olan suçların soruşturma ve kovuşturmasında delil elde etmek gibi adli amaçlarla da denetlenebildiği kaydedildi.

Kişinin özel hayatında yaşananların yalnız kendisi veya kendisinin bilmesini istediği kimseler tarafından bilinmesini isteme hakkının, kişinin temel haklarından biri olduğunun belirtildiği gerekçede, tüm demokratik ülkelerin mevzuatlarında özel hayatın açıkça belirlenen istisnalar dışında devlete, topluma ve diğer kişilere karşı korunduğu anımsatıldı. 


-MODERN TOPLUMLARDA ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ VE HABERLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ, SINIRSIZ BİR HAK DEĞİLDİR- 

Haberleşme özgürlüğünün “kişinin kesintiye uğramadan ve sansür edilmeden başkalarıyla iletişim kurma hakkı olduğu” vurgulandığı gerekçede, “Modern toplumlarda diğer kişi haklarında olduğu gibi özel hayatın gizliliği ve haberleşme özgürlüğü de sınırsız bir hak niteliğinde değildir. Bazı hallerde bu haklara da müdahale edilmesi gerekebilmekte, kişiler de önemli nedenlerle yapılan bu müdahalelere katlanmak durumunda kalmaktadırlar” denildi. 

Anayasa’nın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “özel hayatın gizliliği” ve “haberleşme hürriyetine” ilişkin hükümlerine atıfta bulunulan gerekçeli kararda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarında, istisnai de olsa ulusal güvenliğin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suçların önlenmesi için haberleşmenin gizlice denetlenmesine olanak veren yasaların yeterli güvenceler içermeleri koşuluyla, demokratik bir toplumda zorunlu olabileceğinin kabul edildiği anımsatıldı. 


-DEMOKRATİK TOPLUM DÜZENİNİN GEREKLERİ ÖZGÜRLÜKLERİ SINIRLANDIRABİLİR- 

İletişimin denetlenmesi tedbirinin özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyetine müdahale niteliği taşıması nedeniyle, tedbir en çok 3 aylık süre ile sınırlandırıldığının ve ihtiyaç duyulması halinde bu sürenin bir defa daha uzatılabilmesine olanak tanındığının anımsatıldığı gerekçede, şu tespite yer verildi: 

“Tedbir süresinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak müteaddit defalar uzatılmasına olanak sağlayan kuralın amacının da Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde belirtilen sınırlama sebeplerinden ‘millî güvenlik’, ‘kamu düzeni’, ‘suç işlenmesinin önlenmesi’ ve ‘başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması’ sebeplerine uygun olduğunda kuşku yoktur. Diğer taraftan tedbir süresinin uzatılmasına hâkim tarafından karar verilecek olması nedeniyle, itiraz konusu kuralda tedbire karar verecek merci koşulu bakımından da Anayasal bir sorun bulunmamaktadır.

Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleri büyük ölçüde kısıtlayan ve kullanılamaz hale getiren sınırlamalar hakkın özüne dokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları gibi güvenceler hep demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir.” 


Gerekçede, temel hak ve özgürlüklerin, istisnai olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin gerekleri için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabileceğinin altı çizildi. 


-3. KİŞİLERİN DİNLENMESİ ZORUNLULUKTAN- 

Gerekçede, özellikle teknolojinin sağladığı olanaklardan yararlanarak kamu düzenini ağır bir şekilde ihlal eden ve demokratik toplum düzeninin sürekliliğini tehlikeye sokan örgütlü suçların ve faillerinin ortaya çıkarılmasına yönelik tedbirlerin nihai bir süre ile sınırlandırılmamasının Anayasal bir sorun oluşturmayacağı vurgulandı. Kararda, tedbir süresinin uzatılmasına hâkim tarafından karar verilecek olmasının da özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin Anayasal çerçevede sınırlandırılması bakımından önemli bir güvence teşkil ettiği kaydedildi. 

-ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN SES KAYITLARI İMHA EDİLİR- 

Dinleme kararlarının her ne kadar şüpheli ya da sanık hakkında verilmiş olsa da telefonla yapılan iletişimin, en az iki kişi arasında gerçekleştiğinin anımsatıldığı gerekçede haklarında dinleme kararı olmayan ancak telefon konuşmalarına yakalanan kişilerin kayıtlarına yönelik şu tespit yapıldı: 
“Uygulamada iletişimi yasal olarak dinlenen kişi ile iletişim kuran üçüncü kişilerin iletişimlerinin de dolaylı olarak dinlenmesi kaçınılmaz olmaktadır.

Suçla ilgisi olmayan üçüncü kişilere ait görüşmelerin dinlenmesi ve kaydedilmesiyle ortaya çıkan bu durumun telafisi, bu görüşmelerin ancak Cumhuriyet savcısı ya da hâkim tarafından değerlendirilmesinden sonra, suçla ilgisi olmadıklarının tespit edilerek imhasına karar verilmesi ile mümkün olacaktır. Bu nedenle, haklarında dinleme kararı verilmeyen üçüncü kişilerin iletişimlerinin dolaylı olarak dinlenmesi, itiraz konusu kuraldan değil, iletişimin dinlenmesi tedbirinin uygulanmasıyla ilgili bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır.” 
Anahtar Kelimeler
banner6

Yorum Gönder